15 Kasım 2020 Pazar

Review: Devlet

Devlet Devlet by Plato
My rating: 5 of 5 stars

Bir çoğumuz gibi ben de sürekli ikincil kaynaklardan yararlanarak kitaba atıf yapıyor, hakkında konuşuyorken şu kitabı bir okuyayım dedim kendi kendime. Kitabı okumaya başladığımda giderek şaşkınlığım takdire dönüştü gerçekten de. Karşımda eski püskü fikirleri anlatan bir kişi bulmayı beklerken zaman zaman Platon'un kitabını yeni yazmış olduğu hissine de kapılmadım değil doğrusu. Sanırım bu nedenledir ki aradan yaklaşık 2400 yıl geçmiş (mö.375) olmasına rağmen hala devlet ütopyadaki fikirleri tartışıyoruz. Bu durum gayet ilginç geldi bana.

Platon ölüme mahkum edilmiş olan hocası Sokrates'i bu diyalogda konuşturarak adeta ölümsüzleştiriyor. Sokratesin dilinden; doğruluk ve iyinin ne olduğunu, düzenli bir toplumun ortaya çıktığını, ideal devletin koruyucu ve yönetci ve halkının hangi özellik ve erdemlere sahip olması gerektiğini, hükümdarın neden filozof olması gerektiğini, bozuk devlet düzenlerini, hayvani hislerin beslenmesinin nasıl adım adım bir devleti zorbalığa taşıdığını dinliyoruz.

Sokratesin iddialarını ispatlamak için karşısındakine sorduğu bazı basit sorulara karşısındakinin cevap veremeyince Sokratesin haklı olduğunu kabul etmesi bugün biraz safça bir anlatım tarzı olarak düşünülebilir. Açıkçası bazı tartışmaların basit cevaplarla ispat edildiğinin söylenmesi kendi kendime gülümsememe neden olmadı da değil. Ancak bu durum 2400 yıl öncesinde yaplımış tartışmaların öneminin azalmasına neden olmuyor bana göre. Dönemine göre düşünüldüğünde çok büyük fikirler oldukları aşikar.

Biliyorsunuz ki demokarsilerin zayıflaması ve halk gözünde hakikatin giderek değerini yitirmesi (Post-truth) tartışmaları sürekli gündemde. Platon'un demokrasilerin nasıl adım adım otoriterleşme eğiliminde olduğunu anlatan tespitlerini okuyunca bu konular o kadar da yeni değilmiş diyeceksiniz kendi kendinize.

Benim için keyifli bir okuma oldu. Sizlere de öyle olmasını dilerim.

View all my reviews

Review: Devlet

Devlet Devlet by Plato
My rating: 5 of 5 stars



View all my reviews

30 Eylül 2020 Çarşamba

Review: Pürdikkat: Odaklanma Becerisini Nasıl Yitirdik, Nasıl Geri Kazanabiliriz?

Pürdikkat: Odaklanma Becerisini Nasıl Yitirdik, Nasıl Geri Kazanabiliriz? Pürdikkat: Odaklanma Becerisini Nasıl Yitirdik, Nasıl Geri Kazanabiliriz? by Cal Newport
My rating: 5 of 5 stars

Cal Newport odaklanma becerimizi nasıl yitirdiğimizi ve nasıl tekrar kazanabileceğimiz hakkında bize önemli bilgileri sunuyor. Kitap belirli bir aşamadan sonra azıcık tekrarla içerse de benim için dikkat çekiciliğini korudu ve sonuna kadar keyifle okudum. Özellikle benim akademisyenlerin kitabı muhakkak okumaları gerektiğini düşünüyorum. Ben bazı önerileri Stephen Covey'in Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabındaki öneriler ile kombine ederek kullanmaya başladım. Gayet faydalı olduğunu düşünüyorum.

BAZI KISA NOTLAR:

Temel kavramlar.
1. Miyelin antrenmanı. Spor salonunda kas geliştirmek gibi.
2. Dikkat artığı ( attention residue )
3. Rutin ve çalışmaya başlama ritüelleri. (4 yaklaşım)
4. Motive unsurları ve hedefler bulmak.
5. Çalışmayı durdurma ritüeli. Çalışma bitince tamamen dur. (Shut down complete)

Sığ Çalışma (shallow Work)
1. Zihinsel olarak talepkar ve zorlayıcı değildir.
2. Dikkatsizce yapılır. ( distracted ) sürekli kesintiye uğrar.
3. Yeni bir değer yaratmaz.
4. Kolayca taklit edilebilir.

Derin Çalışma (Deep Work)
Günümüz dünyasında ise derin çalışma becerisine ihtiyaç duyulmaktadır.
1. Zor konularda hızlıca uzmanlaşmak.
2. Üst düzeyde bir üretim yapabilmek.

Derin Çalışmaya Giriş İçin Ritüel Oluşturmakta Dört Yaklaşım
1. Manastır yaklaşımı. Aşırı güçlü ancak uygulaması adeta bir keşiş gibi yaşamayı gerektiriyor.
2. Çift modlu yaklaşım. Bu ise keşiş modu ile normal yaşam arasında gidip gelme şeklinde oluyor. Karl Jung iki evinde bu yaklaşımı uyguluyormuş. Birinde keşiş gibi yaşıyor diğerinde ise normal bir hayat sürüyordu.
3. Ritmik yaklaşım. Bir anlamda Jerry Seinfeld’in her gün bir espri yaz kuralına benziyor. Bu anlamda ona göre iyi bir komedyen olmak için çalışma zincirini kırmamak ve bir ritim yaratmak gerekir. Takvimde her gün o görevi yerine getirip bir çarpı koymak gerekir. Günün farklı saatlerinde çalışabilirsiniz ama zinciri kırmamanız gerekir.
4. Gazeteci yaklaşımı. Belirli bir bitiş tarihi ile (deadline) gerektiğinde çalışmaktır.

View all my reviews

27 Ağustos 2020 Perşembe

Devrialem - Grup Kırkbeşlik

Bulut - Grup Kırkbeşlik

Falcı - Grup Kırkbeşlik

Masal - Grup Kırkbeşlik

Review: Yeryüzünün Sosyal Fethi

Yeryüzünün Sosyal Fethi Yeryüzünün Sosyal Fethi by Edward O. Wilson
My rating: 5 of 5 stars

Çok keyifli bir okuma oldu. Wilson sosyal yaşamın dünyayı fethini insan ve karıncalar üzerinden iki farklı yoldan anlatmış. İnsan olma durumunu anlamak için güzel bir eser. İnsanın özellikle sosyal evriminde bireysel ve grup seçiliminin çok katmanlı bileşimiden bugüne geldiğimizi söylüyor. Bireyselliğimiz rekabet bencillik ve aldatmayı getirirken; sosyalliğimiz özgeciliği, erdemleri ve fedakarlığı ortaya çıkarıyor. İnsan da bu iki başlı canavarın mücadelesinin ürünü. İçimizdeki dürüstlük ve hilekarlığın bitmez mücadelesinin biyolojik kökenine dair güzel bir eser olmuş. İnsan olma durumu-halini daha iyi anlamak isteyenlere tavsiye ederim.

View all my reviews

Review: Yalanın Siyaseti

Yalanın Siyaseti Yalanın Siyaseti by Yalın Alpay
My rating: 4 of 5 stars

Önceki yorumlarda geniş açıklamalar bulunduğundan çok ayrıntıya girmeyeceğim.
Kitabın önemli bir soruna işaret etmekle birlikte sunduğu çözüm önerisinin yetersiz düşünüyorum. Nedenini kısaca açıklayayım.

Hakikatin önemsizleşmesini eğitimsiz kitleler önemsemiyor. Onlar kendi önyargılarını desteklediği sürece yalanları sorun etmeyebiliyorlar.
Bir diğer kesim de var ki zaten bu durumun ve yalanların farkında ve önemsiyor.
Yazar soruna çözüm olarak zaten durumun farkında olanlara mantık okumalarını öneriyor (s.79). Bu sayede yalanları çürütebileceklerini söylüyor.

Ancak diğer taraftan da ABD seçimlerinde fact—checking kuruluşlarının sürekli Trump’ın yalanlarını çürüttüğünü söylüyor. Peki bu çürütmelerin sonucu nedir? Trump’ın yalanları kitlelerin önyargıları ile örtüştüğü için yine de başkan seçiliyor (s.76). Madem kitleler mantığı önemsemiyor yazar neden zaten sorunun farkında olanlara çözüm olarak mantığı öneriyor?

Tamam iyi niyetle biz durumun farkında olanlar yine de mantığımızı geliştirip safsatalara karşı dirençli olalım. Ama soruyorum size acaba bu yalanı önemsemeyen kitleler kendiliğinden gidip mantık kitapları okurlar mı? Ya da sizin mantıklı açıklamalarla yaptığınız çürütmeler işe yarar mı? Bunu değiştirmek için ne yapılabilir? Eğitim sistemine mi el atılmalı vs. Kitaptan bu gibi meselelerin tartışılmasını beklerdim. Bu konulara hiç değinilmemiş. Sunulan çözüm ise kitabın anlattığı gerçeklerle çelişiyor.

Çözüm bulmanın kolay olduğunu iddia etmiyorum. Gayet zor bir mesele. Demokrasileri buna dirençli hale getirmek bu yüzyılın en önemli düşüncesini yaratmak olacak belkide.

Yine de yazarı safsataların uçuştuğu bir ortamda hakikati akıcı bir anlatımla gündeme getirdiği için tebrik ediyorum.

View all my reviews