İktisadın en önemli araştırma alanlarından biri de ücret kuramıdır. Bir çok iktisadi düşünceler tarihi araştırmasına da eski Yunan düşünce insanlarından örnekler vererek giriş yapmak ise yaygın bir durumdur. Peki hayatın her alanına dair fikirler üreten Yunan düşünürleri bu konuda neler söylemişler. Biraz araştırma yaptığımızda ücret ile ilgili tutarlı bir görüş oluşmadığını görüyoruz. O her konuda bir şeyler söylemiş olan düşünürlerin nedense ücretin adını anmamalarına bugünün düşünce anlayışı ile şaşırıyoruz.
Temel iktisadi kavramlara yeni yeni alışan genç iktisatçılar için bu durum pek de şaşılacak bir durum değil. Bu büyük ölçüde geçmişi bugünkü değer yargı ve kavramları ile açıklamaya çalışmamızdan ileri geliyor. Mesela bugünkü bakış açımızla İktisadın neden bir bilim olarak iki bin yıl önce ortaya çıkmadığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Gerçi "iktisadın nasıl bir bilim olarak ortaya çıktığı" ücretle de alakalı olsa da daha geniş bir konudur.
Ücret teorisi, özü itibarı ile değer teorisi ile bağıntılıdır. Devamında ise üzerilen malların fiyatının ne olacağı sorusu gelir. Aslında ücret teorisi eski devirlerde neden yoktu sorusu, trafik kuralları neden yoktu sorusuna benziyor. İki bin yıl önce trafik kuralları yoktu. Çünkü buna konu olan motorlu taşıt trafiği yoktu. İki bin yıl önce ücret yoktu. Çünkü bugün anladığımız anlamda işçi yoktu. Genç iktisatçılar için bu konu biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Peki üretimi yapanlar kimlerdi? Bu insanlar geçimlerini nasıl sağlıyorlardı?
Fazla uzatmadan sadede gelirsek iş gücü vardı ancak bu iş gücü büyük ölçüde çalışmaları karşılığında bir ücret almayan kölelerdi. Çalışmanın karşılığı olarak bir ücret ödenmemesi doğal olarak ücret teorisini mevcudiyeti için en büyük engeldi. Aslında doğal olarak böyle bir teoriye de gerek yoktu. Ancak bu sorun devamında bir çok problemi de ortaya çıkarmıştır. Madem ücret yok o zaman malların maliyeti nedir? Malların maliyeti belli değilken malların fiyatı ne olacaktır? Zurnanın son deliğine gelirsek bu fiyatlar adil midir? Bu bağlamda malların fiyatını belirleme konusu ahlaki bir tartışma konusu halini alıyordu. Herkesin bu konuda farklı bir düşüncesi vardı.
Aradan geçen yüzyıllar ve Hristiyanlığın ortaya ortaya çıkması ve yaygınlaşması adil fiyat sorununa bir çözüm getiremedi. Akla yakın bir çözümün ortaya çıkması için 18. yüzyıla kadar beklemek gerekti. O dönemden de başka bir zaman bahsederim artık. Ancak kölelik ve köle ticaretinin 20. yüzyıla (hatta kısmen 21. yüzyıla) kadar sürdüğü düşünülürse adil fiyat sorununun bu gün bile çok belirgin olmadığı kabul edilebilir.
Konu ile ilgili Wikipedia kölelik maddesinden daha geniş bilgi alınabilir.
Hocam ne olabilir ki iktisat? Neden adil değil onu anlamadım.
YanıtlaSil