22 Mart 2007 Perşembe

Ölü İktisatçılar Geçidi: İktisadi Düşünceler Tarihi

İktisadi düşünce tarihi bir ölü iktisatçılar resmi geçidi midir? Dünya tarihindeki temel dönüşümlere paralel olarak iktisadi düşüncenin gelişimine dair bir farkındalık olmadan iktisat öğretilebilir mi? Adam Smith ve J.M. Keynes dışında iktisatçı olmadığını zanneden, iktisatın sadece klasik, keynesçi ya da paracı görüşten ibaret olduğunu düşünen, talep edilen miktarı etkileyen faktörlerin beş tane olduğunu sanan ve bunları gökten inmiş ilahi ve değişmez bir gerçek olarak kabul eden iktisatçılar yetiştirmek istiyorsak neden olmasın?



İktisada giriş derslerinin başında üzerinde pek fazla durulmayan, kısa geçilen bir bölüm bulunuyor. Bu bölüm iktisadın bir bilim olarak ortaya çıkışıdır. Bugün ilk iktisat bilimiyle tanıştığım dönemi hatırladığımda, lisans eğitimim içerisinde bu konunun önemi yeterincece kavrayamadığımı görüyorum. İktisat eğitimime başladığım ilk yıllarda iktisadın geçmişten bu güne geçirdiği değişimin, ekonomik hayatın geçirdiği dönüşüm evrelerinin farkında değildim. Aslına bakarsanız bu konu iktisat eğitiminin genelde son yıllarında verilen İktisadi Düşünce Tarihi dersinin alanına giriyor. Ancak bana sorarsanız kısa bir tarihsel girişin iktisada giriş derslerinde verilmesinde fayda vardır. J.K. Galbraight'ın [1] Türkçe'ye İktisat Tarihi adıyla çerilen (Economics in Perspective, 1987) kitabının başında dediği gibi 'iktisatın tarihine dair bir farkındalık olmadan iktisat da anlaşılamaz'. Kurtuluş savaşımızdaki gelişmeleri Fenerbaçe Beşiktaş'ı şu tarihte yendi tadında ezberleyen öğrencilerin bugünkü dünyayı anlamalarını bekleyebilir miyiz? Ya da "iktisatın tarihine dair bir farkındalık olmadan" iktisat öğretebilir miyiz?


Dünya tarihindeki temel dönüşümlere paralel olarak iktisadi düşüncenin gelişimine dair bir farkındalık olmadan iktisat öğrenilebilir. Tabii bu öğrenilene iktisat denilebilirse. Adam Smith ve J.M. Keynes dışında iktisatçı olmadığını zanneden, iktisatın sadece klasik, keynesçi ya da paracı görüşten ibaret olduğunu düşünen, talep edilen miktarı etkileyen faktörlerin beş tane olduğunu sanan ve bunları gökten inmiş ilahi ve değişmez bir gerçek olarak kabul eden iktisatçılar yetiştirmek istiyorsak neden olmasın?


İktisadi bir fonksiyonu, altında yatan varsayımları ve en temel anlamda bile tarihsel temelini anlamadan salt matematiksel bir fonksiyon olarak düşünmenin ne kadar tehlikeli olduğunu bütün iktisatçılar bilir. İktisat eğitimine yeni başlayan kişilerin bu altyapıya yeterince sahip olup olmadığı sorgulanmazsa verilen bilgiler ne yazık ki ezberden öteye gidemez. Ama biz hocalar olarak genelde bir hatayı çok sık yaparız. Aslına bakarsanız bu da biraz da iktisatçılara özgü bişeydir. Yani varsaymak. Öğrencilerin iyi bir tarih bilinci oldukları dünyadaki dönüşümlerin farkında oldukları VARSAYIMI altında iktisada girişi kafalarına boca ederiz.



Mustafa Acar'ın Modern İktisadın İnşası'nın [2] editörü olarak yazdığı önsöze bir göz atalım.
"İktisatta olsun, öteki sosyal bilim dallarında okuyanlar olsun, iktisatla ilgili dersler alan öğrenciler arasında 'en sıkıcı dersin hangisi olduğu' yolundaki bir anket yapılsa, muhtemelen İktisadi Düşünceler veya İktisadi Düşünce Tarihi dersi birinciliği başka bir derse kolay kolay kaptırmazdı! Öğrencilerin bu dersi genellikle sıkıcı, kasvetli ve donuk bulmalarının en başta gelen nedeni ders kitaplarında iktisadi düşüncenin serüveninin adeta bir 'ölü iktisatçılar geçidi' şeklinde anlatılmasıdır. Çoğunlukla, iktisadi öğretilerin tarihsel seyri tutarlı ve bütüncül bir çerçeveye oturtulmadan, kronolojik bir sırayla, öğrencilere yığınla verilen isim, eser ve görüş anlatılır. Zavallı öğrenci de derste iktisadi düşüncenin evrimini anlamak yerine daha çok, bu kadar ismi ve görüşü sınavda nasıl hatırlayabileceği endişesiyle kıvranır durur."


Kendi adıma lisans eğitimimde aldığım İktisadi Düşünce Tarihi dersi ne yazık ki yukarıda anlatılanlara tıpatıp uyuyor. Diğer taraftan doktoramda geçen yıl aldığım derslerden biri de İktisadi Düşünceler Tarihi idi. Bu ders sırasında iktisat tarihinin bir ölü üktisatçılar geçidi olmadığını daha da iyi anladım. Taşlar yerlerine oturmaya başladıkça görüşleri anlamak kolaylaştı ve daha zevk verici hale geldi. Öğrendiğimiz bilimin kaynağını, bu güzel ve yaşlı ağacın yapraklarına giden suyu nereden aldığını öğrendikçe iktisat benim gözümde daha da güzelleşiyor.

İktisat bölümlerinde 4. sınıfta çok geç bir şekilde gelen tarihsel bakış açısı ise temelinden özürlü bir iktisatçı tipi ortaya çıkarıyor. Önce iktisat derslerinde iktisadı ezberliyoruz-ezberletiyoruz. Sonra iktisadi düşünceler tarihi derslerinde iktisadi düşünceleri ezberliyoruz-ezberletiyoruz. Oysa iktisat derslerinin içine hocaların birazcık iktisadi düşünce tarihi karıştırmaları öğrencilerin öğrendikleri konuları konumlandırmalarını sağlamaz mı?



Kaynakça:
1. Galbraith, J.K., (2004), İktisat Tarihi, Çev: Müfit Günay, Dost Kitabevi, Ankara
2. Skousen, Mark, (2003), Modern İktisadın İnşası, Çev: Mustafa Acar, Ekrem Erdem ve Metin Toprak, Liberte Yayınları, Ankara

16 yorum:

  1. ben iibf fakültesi son sınıf öğrencisiyim. yazdıklarınıza katılmamak elde değil ancak diyalektik bir bakış atmak ve madalyonun öbür yüzüne de göz atmak gerekir. Derslerde böylesine ezberci bir tutum içine giren hocalarımız el birliği edip böyle bir yöntemi benimsemiş olamazlar elbette. onları da buna iten zorlayıcı koşullar vardır diye düşünüyorum. çıkıntılık yapıp mesleklerinden atılıp aç kalmayı göze alamazlar,alacak öz güvende olsalardı büyük ihtimalle özel sektöre girerlerdi. çünkü gördüğüm kadarıyla yüksek lisans yapanlar çoğunlukla komplexli insanlar. İktisadı çok sevdiklerinden yüksek lisans yaptıklarını düşünmüyorum. Zavallılıklarından tercih ediyorlar. İDT dersinden nefret ederdim ama hocamızın mavi kitabının dışındaki birkaç ekonomi tarihi kitabı okuma şansına erişince aksine bu dersi çok sevdim ama iş işten geçmiş son sınıfa gelmiştim. ayrıca ekonomiye determinizm yasaları ile yaklasılmasına tahammül edemiyorum. fizikte bile determinizm artık yok iken "iktisat" gibi ve iktisadi faliyeti yapan "insan" gibi(çelişkiler yumagı ve çogu zaman mantıksız kararlar alan yaratıktır ve dostoyewsky bunu eserlernde açıkça anlatır.) bir konu üzerine teoremler üreten ilim nasıl hala determinist bir bakışla öğretilmeyee çalışılır anlamıyorum ve isyan ediyorum. anarşist bir tutum dışındaki hiçbir tutum bu problemlere çare olamaz. daha güzelini istiyorsak eskisini yıkmamız lazım. Onararak olmaz. olsaydı örneğin yollar hersene onarılmazdı birkerede düzelirdi. demek ki yıkmak gerekir. yıkmak için değil yerine daha güzelini koymak için...

    YanıtlaSil
  2. efendim eren arkadaşıma ben de katılmak zorundayım.1.sınıf işletme okuyorum.daha yolun başındayım.işletmeye taban oluşturduğu için iktisat derside alıyoruz.iktisat derslerim gerçekten sıkıcı geçiyor.dersler çok teorik anlatılıyor.anlamakta zorlanıyorum.bu bağlamda iktisat öğretmenimizin iktisat öğretmenlerini mi suçlamak gerekiyor?yoksa o öğretmenlerimizin öğretmenlerini mi suçlamak gerekiyor.bu ders sisteminin anlatım kollarını neden daha iyi saptayamıyorlar?çözüm için öğrencilerden yardım alınabilir.üniversite öğretmen psikolojisinin bunu alabilecek kapasiteye ulaşamadığını anlamak iktisat dersi vermek kadar zor olmamalı.bu zihniyetle öğretmenlerimiz gelecek neslin öncülüğünü yapmaktadır.öğretmen sevgisinden yoksun olduğumu sakın düşünmeyin.yorum yolu bıraktığınız için teşekkür ettim.

    YanıtlaSil
  3. Gökhan Doğan24 Ocak 2008 18:04

    Sayın cengiz hocam ben sizin eski öğrncinizim bankacılık 1.'den öğrenciniz kulüp başkanı.Dediğiniz gibi iktisadi düşünce sadece Adam Smith'ten veya J.M.Keynes'ten oluşmuyor daha birçok iktisatçılar var bu ülkede veya dünyada.

    YanıtlaSil
  4. Gülçin Çimen27 Şubat 2008 02:11

    şimdi ben de d.e.ü. i.i.b.f. öğrencisiyim ve inanılmaz ama gerçek ben bu ders yüzünden 6. yılımda hala öğrenciyim,lise 1 öğrencisi kardeşim bile,"abla sen tıbbi iktisat mı okuyorsun?" diye benimle dalga geçiyor neden? çünkü ben nu ölü iktisatçıların her dediğini aklımda tutamıyorum(!!!) çok yazık...

    YanıtlaSil
  5. cengiz bey .ben 18 yaşında ve iktisat okuma gnüllülerindenim. iktisat hakkındaki görüşleriniz gerçekten böyleyse biraz zor herhalde okuması. ama iş sahasının fazla olduğunu biliyorum iş KPS sınavına kalmış . Cengiz bey bir sorum olacaktı size KPS sınavını aşarsak hiç boşta kalmadan mesleğe atılablir miyiz?

    YanıtlaSil
  6. Hüseyin'e
    Sevgili genç arkadaşım, konu ile ilgili bazı tartışmaları aşağıdaki bağlantıda yapmıştık. İlginizi çekeceğini düşünüyorum.
    http://www.ekonomist.gen.tr/v4/iktisat-nedir/

    YanıtlaSil
  7. ben c.i.i.bif de birinci sınıftayım henüz yeniyim ancak ben de katılıyorum

    YanıtlaSil
  8. böyle düşünceleri açığa çıkaran kahramanlar oldukça iktisat bilimi ölü iktisatçılar olmaktan çıkacaktır. teşekkürler biligleriniz için

    YanıtlaSil
  9. merve ıspartalı17 Ocak 2009 12:25

    bende iktisat son sınıf öğrencisiyim.kesinlikle iktisadi düşünce tarhinin çok geç öğretildiğini düşünüyorum.1.sınıftan itibaren en azından diğer derslerde iktisat tarihiyle bağlantılar kurulması gerekmekte.hatta bu derse giriş niteliğinde ayrı bir derste konulabilir.

    YanıtlaSil
  10. ben iktisat 3.sınıf ögrencisiyim ve 1.sınıfta iktisat tarihi,bahar yarıyılında iktisadi düşünceler tarihi.2.sınıfta ise dünya iktisat tarihi ve türk iktisat tarihi aldık.suan 3.sınıfın guz donemı bıtırdım ve su yazınızı okuyana kadar bu derslerın ne geregı war,cok sıkıcı cok kotu bır ders, hocası da iğrenc dıyıp duruyorduk.ama yazınızı okuduktan sonra bunun hocayla hiç bi baglantısı olmadıgını anlamıs oldum:) ve ben gercekten ıktısat tarıhını derste dıılde sadece bu sene anlamaya baslıorm ezberlemeden hemde:)yazınız için teşekkürler

    YanıtlaSil
  11. hocam yazdıklarınızı okudum.cok guzel bır noktaya el atmışsınız.ben afyonkocatepe uni iibf 4. sınıf ogrencısıyım.öncelikle size tamamen katılıyorum.iktisattan hıc anlamazdım.amacım kopya falan bu dersı gecıp okulu bır an once bıtırmekti.bu dersı cok kısıtlı alıyoruz.örnek olarak (bıze ilk 1 ay ögretılen konu : fiyatlar genel sevıyesı artarsa arz artar talep duser vb).daha sonra aklıma bır fikir geldı dedım kendı kendıme madem bu dersı gececez adam akıllı hocanın yazdırdıklarını tam manası ıle tutalım onları ezberleyıp gecelım.daha sonra bıraz bıraz anlayınca hocanın anlattıklarını aklıma baska bı fikir daha geldı o da suydu madem bu insanlar bu bilimi arastımıs o bilim hakkında kitap yazmaya kadar getırmıs iktisatı,oncelıkle bu ınsanların kıtabını tek tek alıp okumam gerektıgıydı.ankaraya gittiğimde o meşhur kıtabı mılletlerın zengınlıgı kıtabını aldım .okudum.kıtap cok kalın ve anlasılması zor bır kıtaptı.bunun nedenını ise soyle yorumladım.birebir çeviri ve karısık cumleler.daha sonra o kitabın orjianl halını hocamızda gordum rıca ederek aldım.oturdum o kıtap hıc elımden dusmedı.3 ay boyunca antalyada calıstıgım otelde musterılerın olmadıgı zamanlar elımde sozluk onumde laptop kısıtlı bır ingilizceyle sözcük anlamlarına bakarak mılletlerın zengınlıgı kıtabı bıtmıstı.ama ordan fazla bısey katamadım kendıme.daha sonra dığer kitapların cevırısı daha kolay oldu ve 4. sınıfa geldıgımde malıye politikası, devlet butcesı,türkiye ekonomisi vb derslerin de katkısı ıle iktisatta yeterlı hale geldıgımı gordum kı sızın bu yazınızı okuana kadar.hocam tesekkur ederım iibf öğrencilerinin zayıf yanlarını gorup onlara bu yazıyı bıraz eleştirel olarak yazdıgınız için

    YanıtlaSil
  12. Cengiz Aytun2 Mart 2010 09:07

    Bilal'e
    İktisat eğitiminizin başında okuduğunuz Milletlerin zenginliği adlı kitabın size çok birşey katmamasına şaşmamak lazım. Gayet doğal. Açıkçası ben tamamen okumadım. Gerek duydukça göz atıyorum. Bu tarz eski kitaplarla boğuşmak eğer bilgileriniz yetersizse sizi yorup bunaltabilir. Bence daha kolay ve anlaşılır çevirilerle başlamanızda fayda var. 3 ay o kitapla boğuşana kadar iktisatla ilgili 10 kitap okuyabilirdiniz. Belli bir temel birikimden sonra hem neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu, hem de enerjinizi nereye yönlendirmeniz gerektiğini anlayacaksınız.
    Başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
  13. cengiz hocam ben yağmur dokuz eylül üniversitesi ing. iktisat 2. sınıf öğrencisiyim.İktisat okuyupta tarihiyle ilgilenmeyen bir çok öğrenci var bir kaç arkadaş topluluk oluşturuyoruz iktisatla ilgili sitede ki ilk makalemiz için araştırmalara başlamıştım sizin yazınızı buldum ve gerçektende size katılıyorum hocam,sitemiz bir haftaya açılacak hocam sizinde görüşlerinizi almak isteriz..

    YanıtlaSil
  14. Sayın hocam bilimsel araştırmalar adı altında iktisat felsefesi yoğunluklu bir dersimin sunumu için araştırma yaparken yazınıza rastladım.Henüz mezun olmamış( DPU iktisat 4) biri olarak bende bir kaç yorumda bulunmak isterim. İktisadı sevmezseniz bu işin zor olacağını anlamalısınız sevgili iktisatçı arkadaşlarım. Aslında birbirine kopamayacak güçlü bağlarla bağlı olan iktisat ve iktisatçılar her yeni gün yeni birşey öğretiyor insana.başladığım günden bugüne tüm bilgilerimi tazeleyen bir ders oldu bu benim için. İktisadi düşünceler tarihi temelde basit bir dersmiş gibi gelmesine rağmen içiçe ve gittikçe karmaşıklaşan bir hal almıyor değil fakat bu bölümü seçenler bilmelidir ki araştırma yapmadan ,okumadan ,ekonomiyi ve dünyanın gelmiş olduğu noktayı anlamaya çalışmadan sadece ellerinde lisans diplomasıyla mezun olurlar. bana soracak olsalar yine iktisatı seçerdim. ( bu bölümüden gözleri korkan arkadaşlar için yorumda bulundum teşekkürler.)

    YanıtlaSil
  15. sayın meslekdaşım ve yorum yazan öğrenci arkadaşlarım,
    samimiyetle yürekten yazdıklarınızı okudum ve gülümsedim.... zira, köken olarak ben tamamıyla bir iktisatçıyım (lisans, yüksek lisans ve doktora) ve sizin bakış açınızda iktisatı hiç görmedim/göremedim; çünkü liseye geçtiğim yılda pederden kalan bir iktisat kitabını "istihlak, istihsal" kavramlarıyla okumaya başlamıştım... anahtar burada arkadaşlar; bilmediğiniz bir konuyu belirtmek isterim, sizler iktisatı ancak OKUyarak öğrenebilirsiniz... peki iktisatı okumaya karar verdik; nasıl okuyacağız... her kapının anahtarının farklı olduğu gibi iktisatın da anahtarları farklıdır.... o zaman ilk adımda, iktisatta geçen teknik kelimeleri, kavramları okuyacağız: örneğin talebin tanımındaki hikaye kısımlarını atıp, anahtar kelime olan "...satın alma gücüyle desteklenmiş satın alınmak istenen mal ve hizmet miktarı", arzın tanımında geçen "...satılmak üzere piyasaya sunulan mal ve hizmet miktarı" olarak anahtar kavramları özenle seçerek okuyacağız... iktisatta öğrenmenin ikinci aşaması, grafikleri okumaktır; en çok bunu severim iktisatta, sözel olarak söylenmiş bir şeyin grafiğini çizmek... grafik dediğiniz şey hep size zor gelir, oysa bana tam bir eğlencedir; çünkü onda da anahtarlarım vardır; "talep, fiyatla miktar arasındaki ters orantıdır" o halde bağımsız değişkenin dikeyde, bağımlı değişkenin yatayda olduğu bir grafikte, "talep eğrisi/ doğrusu sol yukardan sağ aşağı doğru iner"...elimde anahtar bir cümlem vardır ve ben bunu resimle ifade ederim.... üçüncü aşama iktisatta matematiksel ifade mevcuttur; iktisatın matematiksel gösterimidir, denklemdir... her simgenin anlamını anlayarak ilerlerim, örneğin Q t= 5 - 0.4 P denklemi bana şunları anlatır; Qt= talep edilen miktar, 5 fiyatına bakmadan satın almak zorunda olduğum miktar , fiyatta ki % 40 lık bir artış benim talep miktarımı azaltmaktadır... bu iktisat, iktisat teorisiydi... gördüğünüz gibi eğer, başkalarının yazdıklarını okuyarak, siz zihninizde anlamlandırırsanız/örneklendirir/ basitleştirir/hayal kurarsanız öğrenmeniz gerçekleşmiş olur..bir başka deyişle siz ancak bol bol okuyarak iktisatta ki anahtarları elde edebilirsiniz, ezber yapmazsınız...; o zaman iktisat size ezber/hazır olarak gelmez... eğer size iktisat ezberlemek/ ezberletilmek gibi geliyorsa, sizin iktisattan keyif almayı bilmediğiniz anlamına gelir... iktisat kendi dünyasıyla, akla savaş açan çok çok özel bir bilim dalıdır... iktisatta zeki olmak gerekmez ama akıllı olmanız gerekir... detayları görebilecek güçlü bir göze, sebep- sonuç ilişkisi kuracak bir akl-ı selime ihtiyacınız vardır... ben mezunlarıma dikkat ediyorum; benden iktisat dersi alıp, başarılı olan öğrencilerim çok başarılı oluyorlar...çünkü iktisat aynı hayat gibidir; kurallarını koyar ve sizin onu öğrenmenizi ve uygulamanızı ister... tıpkı hayat gibidir; detayları ile sizi bir anda alabora eder, laletayn bir okuma ötesinde sizin tüm beyninizi ister...iktisat tıpkı kıskanç bir aşık gibidir; ne sizi özgür kılar, ne de size tamamen kendini verir :) her zaman söylerim; "iktisat kolay bir bilim dalı olsaydı, iktisatçı olmazdım" :))))) o zaman iktisat okuyacaksanız, kitabı açmadan/ müsvettelerinizi/ kalemlerinizi hazırlamadan önce kendinize şunu söyleyin: "duyduğuma göre iktisat beyin jimnastiğiymiş, okuyanların zekasını geliştiriyormuş ve çok da eğlenceliymiş; ben eğlenceyi severim" :)))) böylesi pozitif bir önyargıyla başlarsanız iktisata inanıyorum ki, size ezber olarak isimendirdiğiniz gibi bir eziyet olmayacaktır.... fırsatım olursa gelecek sefere de asıl konunuz iktisadi düşünceler tarihi üzerine yazarım...sağlıcakla kalınız....

    YanıtlaSil
  16. @sara onur

    Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.
    Cengiz.

    YanıtlaSil