20 Mart 2007 Salı

Varsayıyorum ki sen yoksun!

Bütün iktisatçılar bilir. Varsayımlar iktisatçıların hem eli ayağı hem de başının belasıdır. Varsayımlar olmadan bu karmakarışık ilişkiler bütünü dünyayı nasıl açıklamaya girişebilirdik bilmiyorum.
Ben de bir iktisatçı olarak varsayımın ne demek olduğunu [iktisatçıların kullandığı anlamda :)] iktisat eğitimimin birinci yılında öğrendim. Aynı zamanda bir varsayımın benim hayatımı ne kadar alt üst edebileceğini de öğrenmiş oldum.



Lisede bölümüm soyal bilimler olduğu için matematik dersinde o dönemde 3. sınıfta okutulan türev ve integral gibi konuları öğrenmemiştim. O yıllarda Türkçe-Matematik sınıfları yoktu henüz liselerde. Neticede türev integral bilmeden oraya kadarki bilgilerimle iktisatı kazandım. Nereden bilirdim iktisatın bu kadar matematiksel bir bilim olduğunu. Neticede üniversitede hevesle ilk matematik dersine girişim aynı zamanda hevesle son girişim oldu. Hocamız konuya gayet damdan düşer gibi ileri düzey çözümlemelerle başlayınca ben de hocama bunları benim lise eğitimimde almadığımı söyleme gafletinde bulundum. Sen misin söyleyen. Allah yarattı demeyip hışımla (eğitim sistemine kızıyordu da bana patladı galiba diye yorumluyorum şimdi) demediğini bırakmadı. O konuşmayı noktalayan şu cümle ise hafızamdan hiç çıkmadı. BU KONULARI BİLDİĞİNİZİ VARSAYIYORUM. Varsayımın ne demek olduğunu orada ağzımın payını alarak öğrenmiştim. Ben varsayımların dışında kalan kısımdım. O nedenle iktisaden varlığım açıklanamıyor, yok olduğum varsayılıyordu. Yani aslında yok olmam gerekiyordu. Ondan sonraki moral bozukluğumla matematik dersinden üç yılda geçebildim.

Şimdi düşünüyorum da bizim süper öğrenciler olmamız varsayımı altında kendisi de harika bir hocaydı. Ah bir de derste ne anlattığını bir anlayabilseydim. Hayatın bir cilvesi olsa gerek gün geldi ben de bir iktisatçı oldum. Hatta daha da ileri gidip kendimi de şaşırtarak bir öğretim görevlisi oldum. Ve Derslerde öğrencilerim hocam biz şunu bilmiyoruz dediğinde hep o cümle dilimin ucuna gelip duruyor. O ilk matematik dersini hatırlayıp, dilimin ucundaki o acı tadı bastırıp, biraz daha geriden başlıyorum. Bazen düşünüyorum da, yoksa hata mı yapıyorum.

3 yorum:

  1. Murat Çalışkan29 Mayıs 2007 10:08

    Ben hata yapmadığınızı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. contradıctıon7 Haziran 2007 03:44

    insanlar belki farkında değildir.ama biyolojik özelliğimiz nedeniyle.hayatımızda yasadığımız bazı olayları bilinç altımıza atar ve yeri geldiğinde hatta farkında olmadan yasadığımız olayı taraf değiştirerek aynı şekilde uygularız.bu olay belki doğru belkide yanlıştır.ama far etmez.uygularız işte.önemli olanda bize acı gelen olayları başkasına yaşatmamaktır.ama kahrolası ben kavramına esir olur.aynı davranışta bulunuruz.eğer bu duygunuzu bastırıp, bilinçaltınıza hakim olabiliyorsanız ne mutlu size.sizce bu hata mı???

    YanıtlaSil
  3. "İnsanlar belki farkında değildir.ama biyolojik özelliğimiz nedeniyle.hayatımızda yasadığımız bazı olayları bilinç altımıza atar ve yeri geldiğinde hatta farkında olmadan yasadığımız olayı taraf değiştirerek aynı şekilde uygularız."

    Yorumuna kalpten katılıyorum. İyi bir bilim adamı olmanın yanı sıra iyi bir eğitimci olmanın gereklerini gözden kaçırıyoruz ne yazık ki.

    YanıtlaSil