1 Mayıs 2008 Perşembe

Bir Kitap: Light Günlük - Mahfi Eğilmez

Açıkçası kitapçıdan aldığımda pek de üzerinde durmadığım kitabı uzun bir süre kitaplığımda beklettim. Okumaya başladığımda da mıknatıslanmış gibi elimden bırakamadım. Kısa sürede okudum.


Bir Kitap: Light Günlük - Mahfi Eğilmez-


Yazar Dr. Mahfi Eğilmez 1950'lerden 2000'lere kadar geçen süreyi kendi penceresinden değerlendirmiş. Çocukluk yılları, üniversite hayatı, bürokrat olarak kariyerinde ilerlemesini kitabı okudukça adım adım seyrediyorsunuz. 70'lerin çalkantılı dönemlerinden 80'lere, ardından 90'ların popülizmin ellerinde yitip gitmiş yıllarına geçerken insanın sürekli içi sızlıyor. Bir çok iktisadi açıdan sonuçları aşikar ekonomi politikalarının politikacıların ellerinde nerelere vardığını üzülerek tekrar hatırlıyor insan.




Kitap belli ölçüde öznel değer yargıları barındırıyor. Barındırmaması da kaçınılmaz. Adı üstünde günlük ve "Light" olması da bazı şeylerin üzerinden pek fazla derine inmeden geçmesinden kaynaklanıyor sanırım. Yazıların büyük çogunluğu yazarın Yeni Yüzyıl ve Radikal gazetesinde çıkmış yazıları. Ancak yazıların arasına o kadar güzel bağlantı yazıları eklenmiş ki kitabı bir bütünlük içinde okuyor insan.


Kitabın büyük bir kısmında bir bürokrat ile politikacıların bakış açısındaki farklılıkları görüyorsunuz. Ve sürekli yapılması gerekeler, alınması gereken önlemler bürokratlar (burada büyük ölçüde yazar) tarafından dile getiriliyor. Ancak politikacılar popülizm rüzgarına karşı koyamadıkları için bu önlemler bir türlü uygulanamıyor. İnsan kendini gerilim filminde gibi hissediyor. Sürekli bir tehlikenin farkındasın ancak göre göre tehlikeye doğru körü körüne gidiyorsun. Bu histen kitap boyunca kurtulamıyor insan.


Örneğin 1990 yılı için hazırlanan ekonomik program hakındaki yazıda bu hissi derin bir şekilde yaşamıştım. 1990 programını görüşmek üzere Mahfi Eğilmez ve arkadaşları yıl sonunda Rüştü Saracoğlu tarafından Merkez Bankası'na davet ediliyorlar. Hazırlanan para programını ele alıp gerekli düzenlemeleri yapıp programın eksiklikleini gideriyorlar. Sonuç olarak Türkiye şartlarına göre hazırlanmış son derece iyi bir programdı diye söylüyor Eğilmez.





Para programı esas olarak Merkez Bankası parasının büyütülmemesine ve oradan giderek Merkez Bankası bilançosunun büyütülmemesine dayalıydı. Ya da belki çok daha anlaşılır olarak ifade edilmesi gerekirse program, Hazine de dahil, kamu kesimine kredi verilmemesini hedef alıyor ve bu yolla enflasyonu denetlemeye yöneliyordu.


....


Her şey mükemmel görünüyordu. Geriye kalıyordu bizim mali program. Hızla onu şekillendirmeye giriştik. Bitirdiğimizde zaferden tam anlamıyla emindik. Para programı ile tutarlı bir mali program.

...

Merkez Bankası, para programını hükümete ve Cumhurbaşkanı'na kabul ettirdi. Sevincimiz doruğa çıkmıştı. Çünkü sıra bizdeydi(s. 210).

Buraya kadar insan büyük bir coşku ve heyecanla okuyor. Aynı dizi filmlerdeki gibi film iyi başlıyor herşey yolunda gidiyor. Ancak sonra tiz keman sesleri eşliğinde gerilim artıyor muhakkak bir aksilik çıkıyor.





Mali programı toparlayıp hükümete götürdük. Açıklamalarımız hiç beklemediğimiz bir biçimde soğuk karşılandı. Cumhurbaşkanı da bu düşünceyi pek tutmamıştı. "Hele şu para programını bir uygulayalım sonra mali programa da bakarız," dediler. Yıkılmıştık. İki programın birbirini desteklemesi gerektiğini boşu boşuna anlatmaya çalıştık.


...

Acaba hükümet Merkez Bankası'nın para programını kabul ettiği halde niçin bizim mali programı kabul etmemişti? Aslında olay çok açıktı. Para programı kimsenin cebine doğrudan hitap etmiyordu. ... Oysa mali program, gerektiğinde vergilerin artttırılmasını ya da ödemelerin kısıtlanmasını gerektireceği için kişilerin cebine hitap ediyordu. Cebe hitap eden program eğer ceptekini arttırmıyorsa da azaltıyorsa oy kaybı demekti. Hiç bir siyasetçinin oy kaybını göze alması kolay değildir(s. 210-211).



Kitap böyle akıp gidiyor ve insanın okurken Türkiye'nin kaybolan yıllarına üzülmekten başka bir şey elinden gelmiyor. Bu süreçte Mahfi Eğilmez'in yavaş yavaş yılmasını, istifayı düşünmeye başlamasını ve sonunda istifa etmesini olaylara paralel bir şekilde izliyorsunuz. Ve okurken bol bol politik iktisadın asil-vekil problemini düşünüyorsunuz.


Sonuçta kitabı okurken yazarın görüşlerinden bir kısmına katılmadım. Ancak böyle olsa da bu durum kitaptan tad almama engel olmadı. Sonuçta, bir iktisatçının ve bürokratın penceresinden kısa bir süreliğine Türkiye'nin geçmişine bakmak bazen acı verse de güzel bir duyguydu.


Herkese iyi okumalar diliyorum.


~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Remzi Kitabevinin internet sitesinde kitap hakkındaki tanıtımı da aktarayım.
Bir kuşağı etkileyen siyasal ve toplumsal olayların panoramasını çizen Mahfi Eğilmez kitabında şöyle dertleşiyor okurla:
“Toplumsal korkunun kişisel yansımasını ilk kez 1950’lerde küçücük bir çocukken yaşadığımı hatırlıyorum. Sonra 1960 ihtilali geldi. Ardından 12 Mart’ta evdeki ders kitaplarına bakıp da bizi sol örgüt üyesi diye tutuklarlar mı korkusu. 1980’lerde bu kez piyasa ekonomisine geçiş korkusu. 1990’larda finansal krizler ve devalüasyon korkusu, 2000’lerde ekonomik kriz ve konsolidasyon-moratoryum korkusu.
Ayrıca bunların yanında sürekli var olan kimliğimi evde unutmuş olmalıyım korkusu, banyodayken sular kesilir mi korkusu, milli maç yayını sırasında elektrikler kesilir mi korkusu ve daha niceleri…”(Bkz. Remzi Kitabevi)

Mahfi Eğilmez Kimdir?
İstanbul'da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden İktisat ve Maliye Lisansı aldı (1972.)
Gazi Üniversitesi'nde Kamu Maliyesi doktorası yaptı (1990.)Maliye Müfettiş Muavini olarak başladığı kamu hizmetini, Hazine'de, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Genel Müdürlük, Müsteşar Yardımcılığı, Washington Ekonomi Başmüşavirliği gibi bütün kademelerde görev yaptıktan sonra, 1997 sonunda Hazine Müsteşarı olarak tamamladı. Halen, Doğuş Grubu finansal kuruluşlarında üst düzey yöneticilik yapıyor, Radikal Gazetesinde köşe yazıları yazıyor ve İstanbul Bilgi Üniversitesinde Ekonomi Politikası dersi veriyor. Yayınlanmış 8 kitabı ve çok sayıda makalesi var. (Bkz. Mahfi Eğilmez Kişisel Web Sitesi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder